blog-hero-left-bg blog-hero-right-bg
Serhat Ayan'dan Türkiye'de dijital dönüşümü dinledik
Blog-hero
KOBİ ÖZEL

Serhat Ayan'dan Türkiye'de dijital dönüşümü dinledik

Türkiye, dijital dönüşümün neresinde? Dijital dönüşüm teknolojileri KOBİ'ler için neden önemli? Bu soruları ve daha fazlasını Serhat Ayan sizin için cevapladı.

Büşra Çildaş, İçerik Uzmanı

Ortalama okuma süresi 10 dk

Öncelikle kısaca kendinizden bahseder misiniz? Serhat Ayan kimdir, neler yapar?

Üç yaşından beri gazeteci olmak istiyordum. 1990’ların başından bu yana basının farklı yayınlarında gazetecilik yapmaya devam ediyorum. Gazetecilik kariyerimin ilk yıllarında küçüklüğümden beri meraklı olduğum teknoloji ve bilim konularında yazmaya başladım. İnternetin ilk yaşlarını, basın internet sitelerinin ilk kuruluşunu, sosyal medyayı, bulut bilişimi, telefonları ve teknolojinin giderek akıllanmasını bizzat içinde bulunarak, yaşayarak yazdım. Gazeteciliğe ara verdiğim dönemlerde Türk Telekom ve Turkcell gibi yapıların içinde kurumsal iletişim danışmanlığı yaptım. Anlatılması ve anlaşılması zor olan konuları insanların keyifle okuyacağı formatlara ve mevcut yapı içinde değişik ve farklı hale getirmeye çalışıyorum.

Türkiye'de teknoloji ve dijital dönüşüm konusundaki atılımları nasıl değerlendiriyorsunuz? Şimdiye kadar en çarpıcı gelişmeler neler oldu?

Dijital dönüşüm diğer ülkelere kıyasla, Türkiye’nin kaçırdığı trenler yüzünden büyük bir zorunluluk olarak ortaya çıktı. Diğer ülkelerde biraz keyfe keder yapılan gelişmeler Türkiye’de “olmazsa olamayız” mantığıyla hayata geçirildi. En büyük ekonomik krizimizden hemen önce ve sonra bankalarımız belki de dünyanın en büyük dijital dönüşümlerinden birini yaşadı. Ardından uzun süredir üstünde çalışılan ancak bir türlü hayata geçiremediğimiz; nüfus, vatandaşlık, milli eğitim ve sağlık gibi konularda, biraz da hızlandırılmış bir şekilde dijital dönüşümden geçerek yine dünyanın en önemli başarı öykülerinden birini yarattı. Uzun süre dizginlenen mobil teknoloji, dizginlerini koparınca dünyanın en iyilerinden biri haline geldi. Ticaretimiz zorlu bir dönemeçten geçerken ve KOBİ’lerimiz zorlu zamanlar yaşarken, elektronik ticaret güzelliğini benimseyip büyümeye meyilli şirketlerimizi teknoloji ve bulut bilişim hizmetleriyle donattık.

Özetlemek gerekirse biz hiç sakin bir biçimde dönüşemedik, hep “Ya dönüşüm ya ölüm” gibi bir sloganla hareket ettik. Bu yüzden de yarattığımız başarı öykülerinin hiçbiri sıradan olmadı ve hep “dünyanın en” kategorisine girecek gelişmeler yaşadık.

Dijital dönüşüm şirketler ve özellikle KOBİ’ler için neden önemli? Dijitalleşmeye yatırım yapmak, KOBİ’lerin markalaşma süreçlerini de etkiliyor mu?

Kendi içine kapalı, durağan bir ekonomi olmanın herkes için yeterli olduğu yıllarda birer aile şirketi kategorisindeki KOBİ’lerimiz kendi yağında kavrulabilen ve konvansiyonel teknolojilerle yaşayabilen yapılardı. Ancak dünya değişti. Artık ülke içinde olmak, ülkeye ve cari açığa destek vermek gibi bir yere geldi. Hem büyümemiz, hem de büyürken dünyaya açılmamız gerekiyordu. Bunu bilek ve çıplak beyin gücüyle bir noktaya kadar yapabilirdik. O yüzden teknoloji imdadımıza yetişti. Teknoloji gelişirken KOBİ’lerin yardımına teknolojiyi kolay ve kullanılabilir hale getiren kurumların da büyük desteği oldu. Artık bu sistemleri kurumlarında kullanabilmek için büyük teknolojik mühendislik gerekmiyor. Bir kullanıcı adı ve parola hatırlayan, ortalama düzeyde okuma yazma bilen herkesin kullanabileceği teknolojilerle bezendi hayatımız. Üstelik bu alanda yaşanan yoğun rekabet, bu teknolojileri daha kullanılabilir ve satın alınabilir hale de getirdi.

Bu noktadan itibaren şirketlerin tepe yönetimleri çaycının sigorta primlerinden ürünün maliyet hesaplarına kadar uzanan bir yelpazede kendilerini paralamak yerine daha uzun vadeli marka yatırımları yapabilecekler.

KOBİ’ler dijitalleşme sürecinde nasıl bir strateji izlemeli?

KOBİ’lerin dijitalleşme sürecinde en çok dikkat etmesi gereken şeylerden biri, doğru yere doğru yatırım yapıp yapmadığını bilebilmek. Genellikle teknoloji yatırımları için danışılan kişi, danışman ve satıcı firmalar, şirketlerin birebir ihtiyaçlarına yönelik değil, onlara ilginç gelen ve yapmayı sevdikleri daha çok kazanacakları şeyleri satmaya meyillidir. Satın alınan veya şirkete kurulan her ürün ve hizmetin bir anlamı olduğunu ve o bağlamın dışında bir şey almanın zarar vereceğini hesaplayabilmek lazım. Küçükken ailelerin “biraz büyük alalım büyüyünce de kullanır” söylemi sadece küçük ve pantolon için geçerlidir ki o bile çocukları palyaço gibi gösterir. O yüzden KOBİ’lerin tam ihtiyaçlarına göre ürün ve hizmet seçmesinde büyük fayda var. Bunun için atılması gereken çok önemli bir hazırlık adımı var: Öncelikle bir KOBİ’nin neye ihtiyacı olduğunu somut ve pozitif bir bakış açısıyla masaya yatırması lazım. Önce ihtiyaçlarını belirleyip ondan sonra çözüm arayışına girmesi lazım. Bu arada patron ya da benzeri karar mekanizmasının başındaki kadronun bu teknolojiler konusunda biraz bilgilenip ondan sonra çözüm arayışına girmeleri gerekiyor.

Yazılım geliştirme ve Ar&Ge konusunda Türkiye’yi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye yazılım konusunda hiç de fena olmayan bir noktada. Çünkü biz farklı düşünüp pratik çözümler yaratabiliyoruz. Üstelik ülkemizin ekonomik ve kanuni şartları dünya ile birebir örtüşmediğinden her halükarda kendi çözümlerimizi üretmek gibi bir zorunluluğumuz var. Amerikan malını alıp üstünde bir iki değişiklikle bunu kullanabilir hale gelmek bizim için çok zor. Bu zorunluluklar bizde eşyanın tabiatı olarak bir geliştirici kadrosunun doğmasına ve hızla büyümesine yol açtı. Verilen her emek meyveye dönüştü ve yazılım firmaları ister istemez kendi içinde bir sermaye birikimi yarattı. Diğer sektörlerin aksine, yazılım mühendisi kafası, sermaye birikimini lüks araba ve deniz manzaralı dairede kullanmak yerine iş geliştirmeye yöneltti. Bunun için belki de şükretmeliyiz.

Bugün yazılım sektörü, hiç olmadığı kadar iyi bir noktada. Yazılım, Türkiye’de hiçbir sektörün yapamadığı kadar iyi bir şekilde kendini geliştirmeyi başardı. Şimdilik ürettiği her malı hızla satabildiği için markalaşma ve pazarlama yatırımı yapmayı düşünemedi ama o günlerin de bir zorunluluk olarak kapılarını çalacağı günler çok yakın.

Dijital dönüşüm, tüketicilerin beklentilerini ve ihtiyaçlarını nasıl etkiliyor?

Dijital dönüşüm aslında müşterilerin hayatlarını sanıldığı kadar çok etkilemiyor. Çünkü global dünyanın tüm gerekliliklerini iliklerinde hisseden müşteriler zaten kendi kendilerine ve hızla dönüşüyor. Dijital dönüşüm, onlara yeni seçenekler sunmak yerine onların zaten mevcut dönüşüm isteğini yakalamaya çalışıyor. Yani burada müşterilere daha iyi ürün ve hizmetler sunmak değil, onların mevcut istek ve ihtiyaçlarına cevap verebilmek ya da verememek söz konusu. Bugün hiçbir şirket “bizim dükkana gelmeden size internet üstünden ürünlerimizi inceleme fırsatı tanıyoruz” diye reklam yapmaz. Bu zaten onların yapması gereken bir şey.

İşletmeler için dijitalleşmeyi engelleyen ya da ertelemesine neden olan etmenler neler?

Plansızlık ve teknoloji bize çok uzak yaklaşımı, kurumların hayatını en çok zorlayan etkenlerin başında geliyor. Kurumlar, teknolojinin bazı şanslı kişilere kendiliğinden geldiğini düşünüyor. Oysa dünyada neler olup bittiğine bakmak, işine yarayacak teknolojilerin neler olduğunu öğrenebilmek için biraz okumak, biraz dünya gündemini takip etmek, zaman zaman teknoloji üreten firmalarla “Elinizde yeni neler var?” diye söyleşmek yeterli olabilir. Sosyal medyada sosyalleşmeye ayrılan vaktin çok küçük bir kısmıyla şirketinizi daha iyi ve yeni teknolojilerle buluşturmanın yollarını, konusu teknolojiden hiç geçmeyen patronlar dahi çözebilir. Bir de doğru hesap yapabilme yeteneğini ön plana çıkarmak gerekiyor. Müşteri geldiğinde onu etkilemek için alınacak deri koltuğa verilecek parayla bir şirketin tüm bilişim altyapısını kurmak ya da onu daha güzel bir şeye dönüştürmek mümkün.

2019 yılında dijital dönüşüm trendleri neler olacak? Önümüzdeki yıllarda farklı trendler ortaya çıkacak mı?

Önümüzdeki yıl, üretim yapanların ürünleri üstüne hikaye yükleyebilecekleri yepyeni bir yıl olacak. Artık ürünleri markaları ya da paketleri değil, onun hikayelerinin satacağı bir zamanda yaşıyoruz. Bunu yapmak için de tüm mecralardan kendinizi daha iyi anlatabilmeniz gerekecek. Anlatmanın dışında bunları şu ana kadar hiç ulaşmadığımız bir kitleye satabilmemiz lazım.
Bu yüzden de kişilerin web üzerinden mobil dünyaya kadar kendini ifade edebilecekleri, tanıtım yapabilecekleri teknolojiler önümüzdeki yılın yıldızları olacak. Ama yayıncılık teknolojisini salt web sitesi yapma yazılımı olarak algılamamak lazım. Stok takibinde o ürünün bulunup bulunmadığını söyleyen; kimlere satıldığının, nasıl satıldığının araştırılmasını yapan; reklam için hangi mecraların daha iyi geri dönüş verdiğini söyleyen yazılımlar emeğini satışa dönüştürmek isteyen KOBİ’ler için çok önemli.

Son dönemde yapay zekanın çok konuşulduğunu görüyoruz. Yapay zekanın KOBİ’lere sağlayacağı faydalar var mı? KOBİ’ler bu teknolojinin neresine dokunmuş olacaklar?

Yapay zeka, en genel tanımıyla bizim izleyemeyeceğimiz ve beynimizin işleyemeyeceği kadar büyük veriyi makine gücüyle işleyen, eğer ona göre programlanmışsa bu konuda kararlar alan ya da karar alınması için yöntemler öneren bir yapı. İçinde bulunduğumuz dönem için şimdilik fazla karmaşık ve zorlu bir süreç. Eğer KOBİ’ler bu konuya yoğunlaşan, buradan geçim sağlamayı hedefleyen bir yapıya sahip değilse, şimdilik bu işe giremeyebilirler. Ancak vizyon olarak baktığımızda özellikle satış yöntemleri arıyor ve büyük veri işlenmesinden bir ikbal beklentisi içine giriyorlarsa bu konuyu sahiplenmeleri gerekiyor. Bunun için onlara şirketlerin aynı muhasebe programları, ERP ve CRM yazılımları sunması gibi yapay zeka seçenekleri tanımlaması gerekiyor. Onlar birbirinden farklı verileri toparlayarak bu sisteme girebilir ve yapay zekanın onlar için farklı iş modelleri çıkarmasını bekleyebilirler. Bugün için o aşamada olmadığımızı, en azından 2020’ye kadar o seviyeye gelemeyeceğimizi düşünüyorum.

Eğer yapay zeka olarak adlandırabilirsek, şirket çalışanlarının işini kolaylaştıracak yapay zeka yazılımlarıyla onların el emeğini ve tekrarlı işleri azaltacak yazılımlar geliyor. Her sabah belli yerlerden alarak patrona attığınız verileri öğrenip sizin yerinize bunu yapan, sizi bu otomatik işler yerine aklınızı kullanabileceğiniz işlere yönlendiren yapılar bugün Türkiye’de de kullanıma sunuldu. Her ne kadar şimdilik büyük şirketlerin sahip olabileceği ürünler gibi gözükse de KOBİ gibi küçük ve dinamik şirketleri devasa yapılarla yarıştıracak yazılımlar bunlar olacak. KOBİ’lerin bu yazılımları dikkatle takip etmesi ve bir an önce kullanmaya başlaması şart.

article-cloud-right

Yeni çıkan yazılarımızdan haberdar olmak ister misiniz?