blog-hero-left-bg blog-hero-right-bg
Sabah Gazetesi Ekonomi Editörü Metin Can ile Türkiye'deki KOBİ'ler üzerine konuştuk
Blog-hero
GİRİŞİMCİLİK

Sabah Gazetesi Ekonomi Editörü Metin Can ile Türkiye'deki KOBİ'ler üzerine konuştuk

Türkiye'deki KOBİ'leri gelecekte neler bekliyor? Bu soruyu ve daha fazlasını Metin Can sizin için cevapladı.

Büşra Çildaş, İçerik Uzmanı

Ortalama okuma süresi 4 dk

Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Kariyerinize nasıl başladınız? Neler yapıyorsunuz?

Çocukluktan beri hep gazeteci olmak istiyordum. Üniversitede “Ne yapabilirim?” diye düşündüm. Aklıma Kampüs Gazetesi çıkarma fikri geldi ve onun üzerine bir çalıştım. Birkaç reklamcı arkadaşım da gazeteye reklam almak için çalıştı. Böylece üniversitede Kampüs Gazetesi çıkarmaya başladım ve bu sayede Platin Dergisi ile tanıştım. Platin Dergisi’nde stajyer gibi çalıştım, illere özel ekleri hazırladım. Burada kritik nokta şu bence, kimseye “Beni işe alın” dediğinizde olmuyor. Ben projemle gittim Platin Dergisi’ne. “Ben size il ekleri yapayım, reklamını buluruz, proje yapalım” dedim. Hakikaten de Anadolu’ya gittim ve yaptım. Birkaç yıl sonra Referans Gazetesi kuruluyordu. Oraya geçtim ve 3 yıl çalıştım. Ardından bütün medya gruplarında görev yaptım. Habertürk, Ekonomist... Hep ekonomi üzerine çalıştım.

“Mucit KOBİ’ler” ve “Yarına Hazır KOBİ’ler” adlı kitaplarınızı yazmaya nasıl karar verdiniz? Kitap yazma fikri nasıl doğdu?

İnsan tasarımı gereği çok fazla yüklenince, bunu bir şekilde atması gerekiyor. 1500-2000 tane röportaj yaptım. Bunlar harcanmasın, kayıtlı dursun diye düşündüm. Onların hikayelerini inceleyip, sadeleştirip kitap haline getirmeye başladım. Bizim mesleğin şöyle bir avantajı var; herkes hayatını dikey yaşıyor, biz gazeteciler ise her gün yatay yaşıyoruz. Yatay kesiyoruz hayatı. Bir gün KOBİ’lerle, bir gün finansçıyla, bir gün bambaşka bir insanla. Her gün farklı karakterlerle, farklı dünyalara giriyorsun. Herkes ham hali ile en kritik başarı öykülerini sana veriyor. Bu da neticede değerli bir şey. İşte bunları kitaplara dökmeye çalışıyoruz.

Türkiye’deki KOBİ pazarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Gelecekte hangi sektörlerde büyüme bekleyebiliriz?

Dijital Devrim adını verdikleri, Endüstri 4.0 dedikleri şey bir deprem yaratmaya başladı. İnsanlar da bunu hissedip dijitalleşmeye başladı. Bu çok önemli. Ama ben KOBİ dediğimizde, imalat sanayini anlıyorum. İmalat sanayisinde; özellikle otomotiv, plastik materyallerinin üretildiği endüstrilerde büyüme olacağına inanıyorum.

Sizce Türkiye’deki KOBİ’lerin şu anda en büyük ihtiyaçları neler?

KOBİ’lerde 4 evre var. Ülkelerde de böyledir aslında. 1. evre doğuş dönemi. Şirketin ilk çıkış yılları. Herkes çok çalışkandır, çalışanların aidiyet duygusu çok yüksektir. İnanç vardır, idealist bir dönemdir. İlk kuşak gider KOBİ’lerde 2. kuşak gelir. Bunlara da “geliştiriciler” deriz. Onlar mevcut büyümüş bir şirketi alır, farklı ortaklıklar yapar, daha iyi bayiler açar, büyütür. İşte bu geliştiriciler dönemi çok önemlidir. Temelin sağlamlığını devam ettirir. Sonra gelen kuşak da keyifçiler dönemi. Bu keyifçilerin çok idealistleri de olabilir ama bunlar daha farklı işler yapmak ister. Çok çalışmazlar, çok dağılmışlardır. Aidiyet duygusu azalmıştır. 3. ve 4. evrede genellikle çürüme ve yok olma gerçekleşir.

KOBİ’lere benim en büyük tavsiyem, Türkiye’deki aile şirketlerinin şu anda yüzde 70’i 3. kuşağa gitmek üzere. Bu yüzden bu keyifçiler dönemini mutlaka artık dijital akla bırakmak, yani şirket yönetimini dijitalleştirip yapay zekayı o toplantı masasına oturtmak lazım. Yoksa şirketler de yok olacak. KOBİ’ler zaten sıkıntıda şu an ekonomik olarak. İnsan olarak hep aynı hataları yapmaya programlanmışızdır. Ama yapay zeka öyle değil. Şirketler dijitalleşen bir akla kendilerini emanet ederek kendilerini kurtarabilirler.

Devlet tarafından sunulan teşviklerin firmalar tarafından suistimal edildiği durumlar oluyor mu?

Teşvikler aşırı derecede suistimal edildi ve ekonomiye dönüşü olmadı. Devlet destekleri bitmeli ya da başka bir şeye dönüşmeli, yeni bir sistem oluşturulmalı. Devlet destekleri para ilişkisi üzerine değil, balık tutmayı öğretmek gibi bir yaklaşım üzerine kurulmalı. Devletin görevi para desteği yapmak olmamalı.

Ön muhasebenizi yönetirken akıllı bir asistana mı ihtiyacınız var? O zaman sizi Paraşüt ile tanışmaya davet ediyoruz! 14 günlük ücretsiz deneme sürenizi hemen başlatın, Paraşüt'ün bütün özelliklerini keşfedin!

Paraşüt ile Tanışın

article-cloud-right

Yeni çıkan yazılarımızdan haberdar olmak ister misiniz?