Burak Büyükdemir ile girişimciliği konuştuk

Türkiye'de girişimcilik ekosisteminin yapı taşlarından biri Etohum. Etohum; hem birçok girişimcinin önünü açıyor hem yatırımcıları bir araya getirerek onlara fırsat yaratıyor hem de her sene büyüyen etkinliklerle ekosistemi genişletiyor. Etohum'un kurucusu Burak Büyükdemir ile gidişatı ve Türkiye'de girişimciliği konuştuk.

9 dk

Burak Büyükdemir deyince Etohum, Etohum deyince Burak Büyükdemir akla geliyor. Peki Etohum'a kadar Burak Büyükdemir neler yapıyordu?

20 yıldır iş hayatındayım. 1995’te Interbank’ın yönetici eğitim programına katılarak 1995 ile 1997 arasında iki yıl bankacılık sektöründe olmak üzere iş hayatına başladım. 1997'de Ahmet Dallı Bankacılık Yarışması’nda “İnternette Bankacılık” projem ile ödüle layık görüldüm. Askerlik görevimden sonra 1998-1999 yılında Intertech firmasında “İş Geliştirme Yöneticisi” olarak görev aldım. 1999 yılından 2002’ye kadar Vestelnet’te Veezy Go projesinin hayata geçirilmesinde önemli rol aldım ve şirkette “Elektronik Ticaret ve Mevcut Müşteriler Müdürü” olarak çalıştım. Aynı zamanda “Türkiye’de internet içerik projelerinin desteklenmesi” projesinin yürütücülüğünü yaptım. 2002 - 2003 yılları arasında Habertürk televizyonunda “com.tr” adlı teknoloji programının yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendim. 2005 yılında Türk Eğitim Vakfı ve Alman Hükümeti Bursu ile Berlin İşletme ve Teknik Üniversitesi’nde Uluslararası İşletme Yüksek Lisans programını en iyi derece ile bitirdikten sonra 2000 yılında iki adet internet firmasına kurucu ortak oldum. Eweek, Vee-mail, BThaber ve birçok sektör dergisinde 1998’den bu yana internet, elektronik ticaret ve yeni ekonomi konularında makaleler yazdım, konferans ve seminerler verdim. Veezy aboneleri için Vee-mail dergisinin müdürlüğünü de bu arada yürüttüm ve Radyo Kozmos 92.3’te “Yeni Ekonomi Dersleri” programını hazırlayıp sundum. 2005 senesinde “Kümesteki Kartal Neden uçamaz” adlı Türkiye’de ki internet girişimcileriyle ilgili kitabım yayınlandı. İnternetin ve bilişim teknolojilerinin bu kadar içindeyken 2008 yılında Kerim Türe ile birlikte Etohum’u kurma kararı aldım.

Nasıl başladı peki Etohum? Bu kadar ilgi görüp büyüdüğüne göre hangi ihtiyacı gördünüz? Bir girişim olarak Etohum'un hikayesi nedir?

Fikirlerini girişime dönüştürme sürecine hız vermek isteyenlerle potansiyel yatırımcıları bir araya getirecek bir platformun eksikliğini hissediyorduk. Bunun üzerine Amerika ve Avrupa’da halihazırda var olan modelleri Türkiye’nin kültürüne ve yapısına uyarlayarak buraya taşımaya karar verdik ve 2008 yılında Etohum’u kurduk. İlk Etohum toplantılarımızda en fazla 6-7 kişi oluyorduk. İkinci toplantımızda 15 kişiye çıktık. Zamanla iş büyüdü ve katılım artarak devam etti. En son İTÜ’de gerçekleştirdiğimiz Girişimcilik Zirvesi toplantımıza yaklaşık 1.000 kişi katılmıştı. Ardından Rixos’ta gerçekleşen toplantımıza 500 kişi katılırken, 20 bine yakın kişi toplantının canlı yayınını internetten izledi. O günden beri büyüyerek yolumuza devam ettik. Bugün Etohum tüm dünyada tanınan, Türkiye’den çıkan girişimleri global arenaya taşıyan ve gelecek vadeden yabancı girişimlere yatırım yapan bir organizasyon. T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından 2013 yılında akredite edilmiş olan Türkiye’nin ilk Bireysel Katılım Yatırımcı Ağlarından biri olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Peki neler oldu o zamandan bu yana?

Yedi yıl içinde böylesine geniş çaplı bir işbirliği ve çalışma alanı oluşturarak hem Türkiye’de hem de Avrasya bölgesinde dinamik bir girişim-yatırım altyapısı oluşturmuş durumdayız. Bunu her geçen gün daha fazla katılımcıyla güçlendirmeye devam ediyoruz. Aralarında Erol Bilecik, Hasan Aslanoba, Faruk Eczacıbaşı ve Sina Afra gibi iş dünyası, girişim ve melek yatırım ekosisteminin başarılı isimleriyle bir aradayız. Şu anda ağımızda 40’a yakın melek yatırımcı var. 2015 sonunda ise bu rakamın 100’e ulaşmasını hedefliyoruz.

Bu arada giderek artan etkinlikler var, onlar nasıl gidiyor? Uluslararası etkinlikler ile ilgili yeni planlar neler? 

Bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdiğimiz Startup İstanbul’da yine dünya çapından umut vadeden girişimler vardı. Nijerya’dan Endonezya’ya, Yunanistan’dan İran’a hatta Gazze'ye kadar 78 ülkeden gelen 200’den fazla girişimciyi ağırladığımız Startup İstanbul’da birçok girişimciyi yakından tanıma fırsatı bulduk. Girişimcilerin, online oyun platformlarından, yenilikçi siber güvenlik çözümlerine kadar pek çok farklı alanda geleceğin teknolojilerini yaratma hedefiyle yola çıktıklarını gözlemledik. Aynı zamanda bu yıl en genç girişimcilerden biriyle, Pakistan Peşaver’den gelen 17 yaşındaki Babar Khan ile tanıştık. Kendisi, bu yaşa gelene kadar bir “hacker” olarak bilgisayar ve ağlar hakkında bilgi edinip şimdi güvendiği bir ekiple Security Wall adında siber güvenlik şirketi kurmuş. Bu da bize girişimcilik yaşının ve hayallerinin sınırı olmadığını bir kez daha gösterdi. Hatta düzenlediğimiz bu eğitimler ve konferanslar ile bu gençlere cesaret verdiğimizi ve onları teşvik ettiğimizi daha iyi anlamış olduk.

Kadınların internet kullanım oranlarının yüzde 30'ları çoktan aştığı ülkemizde girişimci kadın oranının hala oldukça düşük olduğunu da gözlemliyoruz. Bu nedenle kadın girişimcileri desteklemek adına çeşitli çalışmalar yürütüyoruz ve Startup İstanbul, Startup Turkey gibi etkinliklerimizde kadınlara pozitif ayrımcılık uyguluyoruz. 2013’te Girişimcilik Zirvesi'nde ilk kez Kadın Girişimciler ve Yöneticiler Paneli’ni gerçekleştirmiştik. Böylece beş yıldır düzenlenen Etohum Girişimcilik Zirvesi’nde ilk kez “iş hayatında kadın” konulu bir panel gerçekleştirmiş ve hem sektöre hem de sektördeki kadın girişimcilere yeni patikalar açmış olduk.

Sadece yerelde değil, yurtdışında da Etohum çalışıyor...

Evet, uluslararası etkinlik kapsamında baktığımızda ise ABD-Türkiye arasındaki potansiyel iş fırsatlarını ortaya çıkarmak ve Türkiye'nin yaratıcı girişimlerini dünyaya tanıtmak amacıyla bu yıl Etohum San Francisco hızlandırma programının üçüncüsünü düzenledik. Etohum San Francisco Toplantısı'na katılma hakkı kazanan girişimcilere iki hafta boyunca ofis kullanımı, mentorluk alma ve dünyanın yüksek teknoloji merkezi Silikon Vadisi'ndeki önemli yatırımcılara sunum yapma imkanı tanıdık. 14 gün boyunca bölgenin en önemli mentorları tarafından eğitilecek olan girişimciler, bu sayede işlerini geliştirme ve küresel bir girişim olabilmenin püf noktalarını uzmanlarından öğrenebiliyor. İki haftalık eğitimin sonunda ise girişimciler, Silikon Vadisi’nin en önemli yatırımcılarıyla tanışma fırsatı yakalayacak girişimlerine yatırım bulmaya çalışıyor.

Peki Etohum nereye gidiyor?

Etohum olarak kurulduğumuz 2008 yılından bu yana 12.000 girişimci başvurusu aldık, bu başvurular arasından 1.900 girişimciyle yüz yüze görüştük. Zorlu süreçlerimiz sonunda seçtiğimiz, sosyal medyadan mobil ve yazılım alanlarına kadar farklı alanlarda uzmanlaşan 250 girişimin %50’si yedi yılsonunda hala ayakta kalmayı başarırken, ortak olduğumuz girişimlerin neredeyse yarısı önemli bir konuma ulaştı. Şu anda Etohum Yatırımcı Ağımıza 40’a yakın ülkeden de başvuru alıyoruz. Türkiye başta olmak üzere en çok Pakistan ve Mısır gibi ülkelerden, Ortadoğu ve Doğu Avrupa bölgelerinden başvuru geliyor. Bugüne kadar 64 girişime yatırım yaptık ve 300 girişime de destek olduk.

Girişimlerle bu kadar ilişkide olunca şu gözleminizi soralım: Girişimcilikte artıya eksiye gidenler neler?

Girişimcilikteki artı noktaya baktığımızda şunları söyleyebilirim. Bütün ekosistemin gelişmesi için gerekli olan yatırımcı, insan kaynağı, üniversite ve devlet teşvikleri gibi parçalar gitgide daha kuvvetli hale geliyor. Bu anlamda Bireysel Katılım Sermayesi Yönetmeliği'nin yürürlüğe geçirilmesi oldukça önemli. Bu düzenlemenin amacının, çoğu girişimcinin finansmana erişimde sıkıntı yaşadığı bir ekosistemde, başlangıç veya büyüme aşamasındaki girişimler için daha güvenli, nispeten daha risksiz bir finansman kaynağı sağlamak. Hazine Müsteşarlığı, bu finansman kaynağını sağlama konusunda melek yatırımcıları teşvik eden vergi düzenlemeleriyle ilgili maddeler de eklemiş durumda. Bu teşvik sayesinde her geçen gün daha fazla yatırımcı bu avantajdan yararlanmak için Müsteşarlığa başvuruyor. Girişimciler de melek yatırımcı sayısındaki artış nedeniyle daha fazla şansa sahip oluyor.

Diğer yandan eksi tarafa baktığımızda, Türkiye genç bir nüfusa ve içerisinde fırsatlar bulunduran bir yapıya sahip ancak internet girişimciliği noktasında daha yolun başında olduğumuzu söyleyebiliriz. Girişimcilik bir kültürdür. Biz bu kültürün tohumlarını yeni yeni atmaya başlıyoruz. Başarılı ve dünyada ses getiren girişimleri yeni yeni çıkartmaya başlıyoruz. Bu anlamda önümüzde gidecek daha çok yolumuz olduğunu söyleyebiliriz.

Başarılı seri girişimciler ve büyük girişimciler çıkartabilmemiz için tüm dünyada gerçekleşen dijital dönüşümü yakalayabilmemiz ve bunu bir devlet politikası haline getirmemiz gerekiyor. Ben girişimciliğin öğretilebilir olduğuna inanıyorum. Sanat, müzik dersleri ne kadar bu alanlarda yaratıcılığı destekliyorsa, girişimcilik dersleri genç öğrencilerin ilerleyen yıllarda ekonomiye katkı sağlayacak girişimler kurmasının önünü açacaktır. 

Röportajlarımızı ve diğer içeriklerimizi kaçırmamak için blogumuza abone olabilirsiniz:

Bloga Abone Olun

Tunca Üçer

Tunca Üçer

Tunca Üçer, Paraşüt'ün İçerik Uzmanı.

Bültenimize katılın, hiçbir içeriği kaçırmayın!