Revo Capital'den Berkin Toktaş

“Terzilikten konfeksiyona dönebilmeyi becermek çok önemli. Yani proje değil ürün ya da servis üretebilmek. ”diye özetliyor Revo Capital’in kurucu ortaklarından Berkin Toktaş. Girişimciliği, Risk Sermayesinin önemli isimlerinden Berkin Toktaş’la konuştuk.

7 dk

Girişimci kimdir, girişimcilerin karakteristik özellikleri nelerdir? Başarılı girişimcilerde gözlemlediğiniz ortak özellikler neler?

Girişimci, etrafında gözlemlediği bir problemi çözmek üzerine bir hayal görebilen ve bu hayal uğruna zaman ve enerjisini esirgemeyen kişidir. Biz ekosistemde girişimcilik deyince herkesin aklına bir teknoloji startupı kurmuş kişi ya da kişiler geliyor; oysa girişimcilik bir vasıf.

Kurumsal koridorlarda işleyişteki pürüzleri görüp bunları çözmeye kafayı takan, bir toplumsal problemi görüp insanları bir araya getiren, var olan ile yetinmeyip yeni ufuklar çizmek için uğraşan kişilerde de girişimci ruhunu görürsünüz. Hepsinin ortak özelliği, bitmeyen bir enerjiye sahip görünmeleri: bu enerji kendilerine yetmez ve başkalarını hayale ortak ederler.

Startup ekosisteminde başarılı girişimcilerin buna ek olarak sahip olduğu en önemli özellik ise denklemin iş ve para ile ilgili kısımlarındaki farkındalıkları. Bir işe girişince bunun ucunda hiç değilse hayali gerçekleştirecek iş modelini düşünebiliyor, gerekirse değiştirip güncelleyebiliyor olmaları. Son olarak, hatalardan yılan kişiler girişimci olamıyor, önüne çıkan engelleri bir öğrenme ve kendini yenileme fırsatı olarak görebilenler ise başarılı girişimci oluyor.

Sizi en çok etkileyen girişim hikayesi ne?

Beni açıkçası cesurca bir problemi çözme peşinde koşan her ekip etkiliyor. Bunun için işimi çok seviyorum, her gün böyle insanlarla tanışıyorum ve enerjisinden besleniyorum. Genelde dijital dünyadaki girişimciler ile uğraşıyorum. Belki bundan dolayı, bana dünyada en çok hangi girişimci sizi etkiliyor derseniz, Tesla ve SpaceX kurucusu, eski Paypal kurucularından Elon Musk derim. Çünkü Elon dijital dünyada bitler ve bytelar ile değil, fiziksel dünyada atomlar ve moleküller ile uğraşarak yeni bir şeyler yaratmaya çalışıyor. Mesela Tesla ile, on yıllardır kimsenin gerçekten “baştan düşünmeye" enerjisinin yetmediği otomotiv endüstrisine yeni bir soluk getirdi. Bir yerde dinledim, Tesla öncesinde ABD’de yeni bir gerçek otomotiv oyuncusunun pazara girişi en son 1940’larda Jeep ile olmuş. Böyle bir endüstriye kafa tutmak için gerçekten hayalin büyük, enerjinin sonsuz olması lazım. Türkiye’de ise, yatırım yaptığımız startuplardan Onedio’nun 5 kişilik bir hayal ile başlayıp bugün ülkenin 10. sitesi olması çok etkileyici. Birçok virajlarında yanlarında yolculuk etme fırsatım oldu. Yine kalıplaşmış bir sektörde, yenilikçi düşünce ve tükenmez pozitif enerji ile fark yaratabiliyor olduğunuzun güzel bir kanıtı.

Hayal kırıklığı olarak gördüğünüz sizi üzen bir girişim hikayesi var mı?

İşim gereği duyduğum üzücü birçok hikaye var. Bunlar biraz Türkiye’de ekosistemin yeni oluşmasından dolayı oluşan hikayeler. Ortak teması, daha yolun başında şirketinin çoğunluğunu “yatırımcı”ya satmak zorunda bırakılan işler, ya da ilk hatasında kültürel “hata yapamazsın” bariyerine çarpmış hevesler… Türkiye için spesifik örnek vermek pek doğru değil.

Bir girişimcinin önündeki ilk engel nedir, sermaye mi?

Kesinlikle sermaye değildir. Bir girişimcinin önündeki ilk engel, daha doğrusu doğru yolda gittiğinin ilk kanıtı, hayal ortakları olarak kurucu ekibini bulabilmesidir. Kültürel bir zaafımız yalnız girişimci olmayı kahramanlaştırıyor. Oysa bir işi hakkıyla yapmak için gerekli tüm inceliklerin bir kişide toplanmış olmasının imkansız olduğunu düşünüyorum. İşin her boyutunu, gerek karakter gerek yetenek seti olarak bünyesinde yaşatabilecek ve daha önemlisi aynı hayale inanabilecek, birkaç kişiyi bir araya getirmek girişimcinin ilk hedefi olmalı. Bu konuyla ilgili Sean Yu'nun Doğru Ortağı Bulmanın 3 Altın Kuralı yazısını okuyabilirsiniz.

Sermaye resme çok sonra giriyor. Gerektikçe, sizi bir sonraki aşamaya götürecek mümkün olan en az miktarını almak lazım. "Fikrim ile 1 milyon dolar aldım” cümlesini hayalleri süsleyen cümle olmaktan çıkarmamız lazım. Yatırım almayı iyi bir iş yapmış olmak ile eşanlamlı kılan bir ekosistemden uzaklaşmamız gerekiyor.

Türkiye girişimcilere neler vadediyor?

Hem fırsat, hem kararlığı ölçecek zorluklar anlamında Türkiye girişimcilik için çok özel bir ortam sunuyor. Bence olumlu yönleri çok. Dinamik bir milletiz. Mesela bir Avrupa ülkesinin aksine, biraz içimiz içimize sığmıyor, bu entropi de girişimcilik için çok önemli. Ayrıca Türkiye, günün birinde küresel olabilecek işler için iyi bir laboratuvar ortamı. Denemenin maliyeti daha az, daha az oyuncu var. Devlet, karşılaştırabileceğiniz birçok ülkeye nazaran daha destekçi. Teşvik programları, girişimci-yatırımcı destekleri var. Aynı zamanda Türkiye girişimciler için gözü pek olmayı gerektiren zorluklar da sunuyor. Bunların çoğu kültürel zorluklar. Hata kabul etmiyoruz. Girişimciliğin düşmanı oysa hatadan korkmak… "Eski köye yeni adet” diye bir laf var, statükocu bir yanımız var. Bunlar değişiyor ama zamanla. Girişimcilik ekosistemi büyüdükçe ve farkındalıklar artınca bunlar değişiyor.

Girişimciler işlerini büyütmek için neler yapmalı?

Birincisi, kurdukları hayal büyük olmalı. Bu da çözdükleri sorunun paydaşlarının çok olmasını, yani girdikleri pazarın büyük olmasını gerektiriyor. Sadece 1,000 kişiye dokunan bir iş yaparsanız, yine başarılı olabilirsiniz, 4-5 kişiye istihdam sağlayan iyi bir girişimci olabilirsiniz. Burada sorun yok. İş büyümez sadece. İkincisi, terzilikten konfeksiyona dönebilmeyi becermek çok önemli. Yani proje değil ürün ya da servis üretebilmek. Bu dönüşümü yapamayan, ya da böyle başlamayan girişimler büyüme noktasında daima takılıyorlar. Çünkü bunu yapamazsanız, 1 değil 2 satmak için tüm maliyet yapınızı da ikiye katlamanız gerekiyor. Yazılım dünyasında bulut bilişim ile artık bunu düşünmemenin mazereti de kalmadı.

Kişisel izlenimlerinize dayanarak, girişimcilere “asla yapma ya da kesinlikle yapmalısın” diyebileceğiniz şeyler var mı?

Daha önce de değindiğim gibi, hayalinize ortak olacak kurucu ekibi yaratmak çok önemli. "Tek başıma yaparım" cesur olduğu kadar naif bir söylem.

Belki bununla paralel, tevazu çok önemli. Gözü pek olmak ne kadar dostuysa, büyük ego da o kadar düşmanı girişimcinin. Geribildirime açık olmak, daima öğrenmeye aç olmak gerekiyor.

İşin %90ının bir fikir bulmak olduğunu düşünen girişimciler çok darda kalıyor ne yazık ki. "Fikrimi söylersem çalarlar" diye düşünmek bizim hala toplumsal bir zaafımız. Fikir söylenince değeri uçacaksa zaten değerli değildir, çünkü bir noktada, en azından lansman yapılırken söylenecektir. Yanlış fikirle yola başlanmaz evet ama doğru fikir yolun sadece başıdır, kanımca işin %1’i bile değildir. Yatırım almayı her şeyden üstün tutmak çok yanlış. Son iki yılda 600’den fazla şirket ile tanıştım, gördüğüm ortak şey şu: ekibiniz ve iş iyiyse yatırım için herkes sıraya giriyor zaten. Onun için harika bir ekiple iyi bir iş kurmaya odaklanın.

Teşekkürler…

Berkin Toktaş ODTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümünde lisans eğitimininin ardından, Washington Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktorasını tamamladı. T- Mobile ve Turkcell gibi sektör lideri firmalarda, çeşitli pozisyonlarda görev almış Berkin Toktaş, REVO Capital’in yönetici ortaklarındandır.

Bültenimize katılın, hiçbir içeriği kaçırmayın!